Hiçbir Şeyimsin

hic-birseyimsin

Sen benim hiç bir şeyimsin,
Yazdıklarımdan çok daha az,
Hiç kimse misin bilmem ki nesin,
Lüzumundan fazla beyaz,

Sen benim hiçbir şeyimsin,
Varlığın anlaşılmaz,
Galiba eski liman üzerindesin,
Nasıl karanlığıma bir yıldız olmak,

Dudaklarınla cama çizdiğin,
En fazla sonbahar otellerinde,
Üniversiteli bir kız uykusu bulmak,
Yalnızlığı öldüresiye çirkin,

Sabaha karşı öldüresiye korkak,
Kulağı çabucak telefon zillerinde,
Sen benim hiçbir şeyimsin,
Hiçbir sevişmek yaşamışlığım,

Henüz boş bir roman sahifesinde,
Hiç kimse misin bilmem ki nesin,
Ne çok cığlıkların silemediği,
Zaten yok bir tren penceresinde,

Sen benim hiçbir şeyimsin,
Yabancı bir şarkı gibi yarım,
Yağmurlu bir ağaç gibi ıslak,
Hiç kimse misin bilmem ki nesin,

Uykum arasında cağırdığım,
Çocukluk sesimle ağlayarak,
Sen benim hiçbir şeyimsin.

Şimdi Gidiyorsun Git

simdi-gidiyorsun-git

Şimdi gidiyorsun git.
Oysa senden tek bir damla istemiştim,
Sana kocaman bir deniz sunmak için.
Şimdi gidiyorsun git git git…
Ne zaman başladı bu hikaye,
Anımsamak zor gençtim.
Hazırda fırtınalarım vardı dört nala sevdalarım,
Komazdı öyle 3-5 nöbetleri,
Geceler içimi acıtmazdı böyle…
Bir insan bu kadar eksilebilir mi?
Hatırlarsan sesine uyku kaçmış bir adam vardı bu şehrin bir yerlerinde,
Düşler ormanının gece bekçisi derdin sen ona…
Gözlerinde gizledi o seni sen bilemedin,
O adam bendim unuttun mu?
Bak sevdiğin adam gülmeyi bile unuttu seni unutmadı!
İşin kolayına kaçmadım uğruna ölmedim yani…
Uğruna ölünecek sandığım biri için yaşadım hep.
Sen bunu da bilmedin.
Ben bir bakışına bin anlam yükledim,
Sen aşka kestirmeden gittin,
Bir hayatın özetini bırakıp avuçlarıma.
Şimdi gidiyorsun giiit!!!
Bana karanlığın ne demek olduğunu öğretmeden,
Bütün ışıklarımı söndürüyorsun,
Bu cehennem cinayetlerini işliyorsun,
Sonra bunlara intihar süsü veriyorsun.
Yazıklar olsun!
Yazıklar olsun!
Susuyorsun…
Susuyorum…
Susacaklarım bitmiyor.
Hani sen sevdiğini yarı yolda bırakacak kadar şerefsiz değildin,
Hani sen bana kalmayı değil düşmemeyi öğretecektin.
Neredesin! Neredesin!
Uzun lafın kısası yoktur anlatacağım çok şey var.
Hoyrat bir rüzgar gibi geldin,
Aklımı, hayatımı dağıttın.
Şimdi gidiyorsun gittt!!!
Daha ayrılığa bile çarpmadan,
Aşk bizden öldü..
Bir yılan gibi soktun koynuma kimsesiz geceleri,
Artık ölüm sana dokunamamaktan kötü değil,
Ama sana dokunmakta yasak bana…
Göz çukurlarımdaki karanlık bunu anlatır.
Sen var ya sen ALLAH kahretsin.
Yani şimdi gözleri sana benzeyen bir kızım olmayacak mı?
Yani şimdi başkaları mı sevecek seni?
Ben saçlarını okşadığım zaman ellerin öksüz kalırdı,
Şimdi gidiyorsun gitt !!!

Ben En Çok Seni Unuttum

ben-en-cok-seni-unuttum

Ben en çok seni unuttum,
Hiç kimse öyle unutulacak gibi düşmedi aklıma ansızın,
Hiç sızlamadı yüreğim, hatırlayınca birilerini bu kadar.
Tüm acıyan sızılarıma bir yara bandı gibi özlemlerimi çekip,
En çok seni unuttum…

Adın bir intihar gibi düştü düşüncelerimin en buğulu yanına,
Bazen yalnızlıkta, bazen de kalabalığın en orta yerinde,
İsminin geçtiği herhangi bir filmin en saçma sahnesinde,
Bütün sözcükleri yutkunur gibi sustum,
Ve en çok seni unuttum…

Benim unutacak kimsem olmadı, senin kadar.
Kimse öyle unutulamayacak gibi bakmadı gözlerimin içine,
Dokunmadı ellerime, güneşten bir parça umut bahşeder gibi,
Kimse öyle sımsıcak gülümsemedi, yüzüme karşı…

En çok seni unuttum ben,
Çünkü her aklıma gelişin, bir başka gidişin habercisi oldu,
Çünkü her gidişin, yeni bir intihar metoduydu,
Kafamda bir dolu dünyayı kıyamete sürüklercesine,
En çok seni unuttum ben…

Her yürüdüğümde kaldırımlarda, el ele tutuşan bir çift gördüğümde,
Ceplerime ilişen parmak uçlarımın soğukluğunda buldum yokluğunu,
Gökyüzünden süzülen bir kar tanesi gibi düştün hafifçe kirpiklerime,
Gözyaşlarımla erittim, yanaklarımdan düşürüp cesedini toprağa gömer gibi…
Katledip bütün anılarımızı, peşinden ölür gibi,
En çok seni unuttum ben..

Benim unutacak kimsem olmadı, senin kadar.
Öyle sürekli aklımda tutamazdın isminin yedi harfini,
Bir gece yarısı şiirinin, orta yerine bütün alfabeyi kusar gibi,
En çok seni unuttum ben.

O kadar zordu ki her defasında seni unutmak,
Zihnimin çeperine bütün bir şehrin çığlığını hapsedip,
Sesinin tonunu meçhul, öyle meçhul bir kalabalığa bırakmak,
Hiç olmamışsın gibi, yokmuşsun gibi davranıp,
Etrafa yaralı tebessümler saçmak…

O kadar zordu ki, sen gülünce gamzelerine düşen bakışlarımın,
Yüreğime verdiği heyecanı bastırmak için yaşadığım kalp çarpıntılarının,
Adını aşk koyarken, duyduğum hislerin verdiği mutluluğu unutmak…

Her defasında, bir başka öldürdüm kalbimi anlayacağın,
Her defasında unutmak için seni, bir başka yaşadım,
Tekrar ölmek için, bir başka nefes aldım…

Benim unutacak kimsem olmadı, senin kadar
En çok seni unuttum ben,
Çünkü en çok seni hatırladım, sevgilim…