Gece 3

gece-3

Gece 3’ten sonra söylenen hiçbir şey ciddiye alınmasın.

Gece 3’ten sonra kimse aranmaz.

Gece 3’ten sonra mesaj atılmaz.

Gece 3’ten sonra yemek yenmez.

Gece 3’ten sonra içilmez.

Gece 3’ten sonra aşık olunmaz.

Gece 3’ten sonra kimse ölmez.

Gece 3’ten sonra baban ölmüş denmez kimseye.

Gece 3’ten sonra sabah olmaz bazen.

Gece 3’ten sonra sabah da birdir bazısı için gece de.

Gece 3’ten sonra sokaktasındır bazen, polisler çevirmiştir, yanında kimliğin yoktur, inandıramazsın kimseyi düzgün bir adam olduğuna.

Sabah annene gidersin kahvaltıya ve gece 3’te neler olup bittiğiyle ilgili hiçbir şey anlatamazsın ona.

Gece 3’te olan her şey anneleri üzer…

Yara İzi

yara-izi

Gidenler bizden hep bir parça götürürler.

O parçanın yerinde de derin izler kalır.

Herkesin bir yara izi vardır, insanlardan gizlemeye çalıştığı, saklamak için çok uğraştığı bir yara izi.

Herkesin bir yara izi vardır, kimseye dokundurtmayacak kadar güzel olan, baktıkça nefes alabiliyor olmanın kıymetini anlamanı sağlayacak; bir yara izi.

Bu izlerle yaşamaya alışırsın.

Bir sabah belki gün doğarken baktığında dışarı, yaşamayı yeniden sevebilirsin.

Ve bir gün elbet birileri o yara izlerine dokunur.

Acın da biraz olsun hafiflemeye başlar…

Hayatı Iskalama Lüksün Yok

hayati-iskalama-luksun-yok

Üzülme, sen aşkı yaşanması gerektiği gibi yaşadın. Özledin, içtin, ağladın, güldün, şarkılar söyledin, düşündün, şiirler yazdın. “Peki, o ne yaptı” deme. Herkes kendinden sorumludur aşkta. Sen aşkını doya doya yaşarken o kendine engeller koyuyorsa bu onun sorunu. Bir insan eksik yaşıyorsa ve bu eksikliği bildiği halde tamamlamak için uğraşmıyorsa sen ne yapabilirsin ki onun için? Hayatı ıskalama lüksün yok senin. Onun varsa, bırak o lüksü sonuna kadar yaşasın. Her zamanki gibi yaşayacaksın sen. “Acılara tutunarak” yaşamayı öğreneli çok oldu. Hem ne olmuş yani, yalnızlık o kadar da kötü bir şey değil. Sen mutluluğu hiçbir zaman bir tek kişiye bağlamadın ki. Epeydir eline almadığın kitaplar seni bekliyor. Kitap okurken de mutlu oluyorsun unuttun mu? Kentin hiç görmediğin sokaklarında gezip yeni yaşamlara tanık olmak da keyif verecek sana. Yine içeceksin rakını balığın yanında. Üstelik dilediğin kadar sarhoş olma özgürlüğü de cabası. Sen yüreğinin sesini dinleyenlerdensin ve biliyorsun asıl olan yürektir. Yürek sesini bilmeyenler, ya da bilip de duymayanlar acıtsa da içini unutma; yaşadığın sürece o yürek var olacak seninle birlikte. Sen yeter ki koru yüreğini ve yüreğinde taşıdığın sevda duygusunu. Elbet bitecek güneşe hasret günler. Ve o zaman kutuplarda yetişen cılız ve minik bitkiler değil, güneşin çiçekleri dolduracak yüreğini…