Tırnağı Olamazsın

tirnagi-olamazsin.jpeg

Siz saf en temiz duygularla seversiniz. Bir lafına dünyayı değişirsiniz. Kendinizden, benliğinizden, sizi siz yapan her şeyden vazgeçersiniz. Yeri gelir ölümü göze alırsınız. Yeri gelir zaten her gün ölürsünüz. Kafanızı kaldırmazsınız yolda yürürken. Olur ya başkasına denk gelir diye gözleriniz. Arkadaş ortamlarından kaçarsınız başka kızlar var diye. Adına şarkılar, şiirler yazarsınız. Sırdaşınız geceler, gündüzler yoldaşınız olur. Ama zaten yolunuzun üzeri hep dolunaydır. Ve hiç bir türlü sevdiğinize inandıramazsınız. Dedikleriniz hep bir farklı anlaşılır. Hiç kimse acımaz size. Herkes size karşı en kötü senaryoyu çizer. Hep bir şüphe, hep bir çelişki, hep bir hep bir…
Sonra birde tırnağı olamazsınız birilerinin. Hazmedemezsiniz bu sözü, hazmedemezsiniz ve oturur bir sigara daha yakarsınız. Dumanı dolu dolu, yutkunursunuz. Yutkunmalarınız boğazınıza düğüm olur. Her düğüm kalbinizi biraz daha acıtır. Açarsınız ellerinizi semaya bir feryat belki bir yalvarışla “ne olur kurtar beni bu acıdan, al canımı ve her şey bitsin” diye ama sabah bir kalkarsınız bir köşede uyuya kalmışsınız ve maalesef yine hayattasınızdır.

Sonra yine birilerinin tırnağı  olamadığınız aklınıza gelir.

Sonra yine gelir.

Sonra gelir.

Sonra…

Gel Artık

gel-artik

Ne lazım? Yemin ederim ne lazım seni geri getirmek için?

Yazık değil mi bu satırlara, nasıl bir kafiye yakalamalıyım seni getirmek için? Kaç anne daha ağlayacak bunları okurken? Takvimlerde yaprak kalmadı, kaç tur daha atacak akreple yelkovan?

Kaç sevdanın bitmesini bekleyeceğiz göz göre göre? Mutluluğun tarifine geçme vakti gelmedi mi be köylü güzelim?

Gelmen için dağlarla denizleri mi birleştireyim?

Dert bırakmasam dünyada, hepsini üzerime alsam, kanasa omuzlarım gelir misin?

Sensizlik dışında ne varsa sırtlasam taşısam bir ömür boyu gelir misin?

Yetimlerin, öksüzlerin anası babası olsam, dünyada bir tane aç bırakmasam gelir misin sevdiğim?

Bir kere adımı söylesen, yemin ederim şükredeceğim. Sensiz olmuyor, olmayacak da. Rabbim yerini dolduracak hiçbir şey yaratmamış sanki bu dünyada, zaten bir tek “O”nun merhametine sığınıyorum.

Gel artık, yeter ağladığım, ağlattığım…

Gel artık, mutluluğun kitabını birlikte yazalım…

Özlemek

ozlemek.jpg

Sevdiğinden yeteri kadar uzaktaysan gerçek hayat ile hayallerini ayırt edememeye başlıyorsun. Geleceği özlüyorsun mesela. Her hayalinde bugün yanında olmayan “o” var. Nasıl da özlenesi bir gelecek yaratıyorsun başının içinde.

Özlemek bulaşıcıdır, farklı istemektir. Sen özlersin, istersin, gelsin dersin. O da özler ama istemez ve gelmez. Belki de önemli olan şey özlemek sorusuna verdiğimiz cevaptadır. Kimi özler kafayı çeker, kimi özler şükür çeker. Özlemek mecburi bir acı. Hayallerinin altında tek başına imzanı atarsın. Gündüzleri bile kimse anlamaz seni, geceleri beklemeye başlarsın. Mecalin kalmayana kadar korkarsın gündüzlerden. Öyle ya nereye baksan bir hatıra ihtimali.

Bırak yaş süzülsün yanaklarından, ne kadar sevdiğinin izidir onlar. Sessiz feryatlarının izidir.

Özlemek geldiğinde sana, yüzünden okunacak sevdiğin. Yine onu özlüyor diyecek sana bakan. Aslında özlemekten geçme hali bu. Kendinden vazgeçip yavaş yavaş “o” olacaksın. Ona benzeyeceksin. Onun haline bürüneceksin.

Ve bazen helalin olamayacağı,

Elinden tutamayacağın ihtimali gelir aklına,

İşte o zaman,

Ölümü bile özler insan…