Kendi Dünyamı Yönetiyorum

kendi-dunyami-yonetiyorum

Kibirli değilim,

Kendimi seviyorum.

Ukala değilim,

Fazla biliyorum.

Kendimi büyük görmüyor,

Herkese tenezzül etmiyorum.

Yüksekten uçmuyor,

Kendi dünyamı yönetiyorum…

Reklamlar

Neden Bu Kadar Zor

neden-bu-kadar-zor.jpg

Neden bu kadar zor seni sevmek ve bulamamak,

Dokunmak istedikçe uzaklaşmak,

Düşündükçe unutamamak?

Neden bu kadar zor seni sevdiğim halde söyleyememek,

Hep bir şeyler gizlemek,

Sana sahip olacağım yerde seni kaybetmek?

Anlamak Zor

anlamak-zor.jpg

Kadınları anlamak zor.

Gerçekten sevenleri değil de,

Çiçek getirenleri seviyorlar.

Onlar için hayatını ortaya koyanı,

Hayatını verebilecek birini değil de,

Ay seni seviyorum diyene değer veriyorlar.

Öyle Bir Aşk

oyle-bir-ask

Ben öyle bir aşk istiyorum ki hayatımda,

Onunla göz göze geldiğim an zaman yavaşlasın,

Doya doya o anın tadını çıkartalım.

Onun gülüşünü sonsuza kadar sürsün.

Onu gördüğüm an tüm dertlerimi, sıkıntılarımı unutayım…

Serçenin Gözyaşları

sercenin-gozyaslari

Serçe Allah’a küsmüştü. Günler geçiyordu ve serçe hiçbir şey söylemiyordu. İçine kapanmış derin bir hüzne boğulmuştu. Artık Rabbine bir şey demiyor ve onunla konuşmuyordu! Melekler merakla Allah’a serçeyi soruyorlardı ve her defasında Allah, meleklere “o gelecek” diye cevap veriyordu. “Çünkü onun sesini duyacak tek kulak benim ve onun minik kalbindeki derdini anlayacak olan da tek benim” diyordu. Bir zaman sonra serçe, kalbi hüzün, gözü yaşla dolu bir halde bir ağacın dalına kondu. Hiçbir şey söylemiyordu öyle sessiz sessiz bekliyordu. Allah, serçeye seslendi. “Söyle bana! Canını sıkan ve kalbini hüzne boğan derdin nedir senin?”

Melekler serçe ne söyleyecek diye ona bakıyordu. Serçe mahzun biraz da sitemli ses tonuyla; “Küçük bir yuvam vardı. Yorulduğumda dinlendiğim üşüdüğümde sığındığım. Kimseyi rahatsız etmiyordum ve kocaman Dünya’da ufacık bir yerdi kimsenin yerini dar etmiyordu. Sen onu da bana çok gördün neydi o zamansız fırtına? Esip yıktı yuvamı ve beni yuvasız bıraktı.” Artık konuşamadı serçe sözleri boğazında düğümlendi. Sessizlik Arş-ı rahmanda yankılanıyordu ve melekler başlarını eğmiş Allah’ın vereceği cevabı bekliyordu.

Allah; “sen, o yuvanda dinlenirken seni avlamak isteyen bir yılan yuvana doğru geliyordu, seni yılandan korumak için fırtınaya emrettim yuvanı yıksın diye. Böylece sen oradan uzaklaşarak yılandan kurtuldun. Nice belalar var ki muhabbetimle senden uzaklaştırdım ve sen kuşatıcı muhabbetimi görmüyor geçici belalardan dolayı bana düşman oluyorsun.” Serçenin gözleri doldu ve hüngür hüngür ağlamaya başladı ve onu çok seven Allah’ın şefkat ve merhametine hayran kaldı.

Utangaç bir sesle “affet Allah’ım” diyebildi sadece. Ve gönül sözü Arş-ı İlahi’de yankılandı “Affet Allahım” Başımıza gelen her musibbette, elbette ki nice hayırlar gizlidir. Rabbimize isyan etmek yerine, olanda hayır vardır diyerek rıza göstermek gerekir.

Bir Tek Seni Sevmiştim

bir-tek-seni-sevmistim.jpg

Ben öyle üç beş hareketine sevdamdan vazgeçecek adam değildim.

Yüreğimde öyle bir yangın vardı ki,

Denizler bile yetemezdi söndürmeye.

İçimde sayende milyonlarca ben varken,

Bir tek seni sevmiştim…

Kelimeler

kelimeler.jpg

Kelimeler bakış açınızla alakalıdır.

Mesela “aldatmak” kelimesi…

Böyle doğrudan bakınca çok iğrenç duruyor.

Şöyle baksak nasıl olur acaba?

Aldatmak bir kişinin değerini anlamak için başka biriyle vakit geçirmek…

Sanırım iki türlüde iğrenç. 🙂