En Büyük Pişmanlığım

Bu hayattaki en büyük pişmanlığım,

Kelimeleri bile hak etmeyen insanlara,

Saatlerce cümleler kurmaktı.

O yüzden yalnızlığı tercih eden kişilere,

Asosyal, uyumsuz, kişilik bozukluğu gibi düşüncelerle bakmayın.

Çünkü;

Sahteliğe tahammül edemeyenler,

Yalnızlığı tercih ederler…

Reklamlar

Efendi Gibi

Yeri geldi ben de çok düştüm,

Ama düşerken senin gibi,

Başka dallara tutunmadım.

Başkalarının dallarına zarar vermedim.

İyileşmeyecek yaralar açmadım.

Efendi gibi düştüm,

Ve öldüm…

Bir Gülüyor

Abi bir gülüyor,

Bir gülüyor,

Tamam diyorum,

Bu dünya bitti,

Cennetteyim…

Bir yudum daha alıyorum ki çaydan,

Kimseye açıklamak zorunda kalmayayım diye,

İçimdeki bu sıcaklığı…

Sen Nasılsın

sen-nasilsin

Bir kamyonun çarpmasıyla yaralanmış olan çiftçi Mehmet amca kazadan sorumlu tuttuğu taşıma şirketine dava açıyor. Mahkeme salonunda şirketin avukatı ile Mehmet Amca karşı karşıyalar, ve Avukat soruyor:

– Ama siz kazadan sonra gelen polis memuruna “ben çok iyiyim” demediniz mi?”
– Anlatayım ağam; Ben bizim eşeği gasabada satışa götürmek üzere gamyonetime bindirmiştim ki…

– Bırakın ayrıntıları Memet Bey, siz sadece soruma yanıt verin: Siz, kazadan hemen sonra gelen Polis memuruna “ben çok iyiyim” dediniz mi, demediniz mi?

– İşte anlatıyom ya Avukat bey; eşeği gamyonete yüklemiş, yola çıkmıştım ki…
Avukat tekrar adamın sözünü kesti ve Hakime dönerek:

– Sayın hakim, size olayın tam olarak nasıl gerçekleştiğini davacının kendi ifadesi ile almaya çalışıyorum ama, soruma yanıt vermiyor. Bu bey, kazadan hemen sonra olay yerine ulaşan polis memuruna ifadesinde “çok iyi” olduğunu söylemiş. Kayıtlara geçmiş. Şimdi, aradan kaç hafta sonra müvekkilime dava açıyor. Ben bu davada, bu şahsın mahkemeyi yanıltmaya çalıştığına inanıyorum. Lütfen, sadece soruya yanıt vermesini söyler misiniz? Yargıç çiftçinin hikayesiyle ilgilenir gibiydi:

– Eşek hakkında söyleyeceklerini merak ettim aslında; Bırakalım da anlatsın….

Memet amca Yargıça teşekkür ederek devam etti:
– İşte dediğim gibi, sayın Hakimim, tam eşeğimi gamyonetime bindirmiş şehre doğru gidiyodum ki, bu şirkete ait gucuman bi kamyon, “DUR” tabelasına aldırmadan üzerime sürdü ve bize çarptı. Ben yolun bi yanına fırladım, Garagaçan bi yana… Nasıl kötüyüm, nasıl kötü, anlatamam… Gıpırdanamıyom sancıdan… öte yanda Garagaçan bir anırıyo, bir anırıyokine, ortalık inliyo. Derkene bi pulis memuru geliveedi, Garagaçanın sesini duymasile önce ona dooru getti, eğildi, bahtı, tabancasına davrandı, alnının göbeenden Garagaçanımı urmasın mı??? Soonacııma, yolun garşı tarafına geçti, bana dooru geldi, dedikine:

– Eşeğin hali berbattı, vurmak zorunda kaldım, “sen nasılsın ?” dedi…

Bunun üzerine hakim gülerek duruşmayı tek celse ile kapatır.

Saygının Yolu

Gönül almak basittir.

Affedilmek isteyen çabalar,

Mahçup olan özrünü diler,

Erdemli olan yanlışını kabul eder,

Konu kapanır,

Unutulur her şey.

Ama kimse sizin yaptığınız hatayı,

Hiç bir çaba görmeden kendi içinde halletmek zorunda değildir.

O yüzden;

Affedilmek için çabalayın,

Mahçupsanız özür dileyin,

Erdemliyseniz yanlışınızı kabul edin…

Saygının yolu bunlardan geçer…

Geçmeyecek Biliyorum

Geçmeyecek, biliyorum.

Çünkü ben düşmedim,

Bir yerlerimi kesmedim,

Kolum kırılmadı.

Ben kötü bir hastalığa yakalanmadım,

Kabustan uyanmadım,

Bendeki yara değil;

Kesik, kırık, korku değil…

Öyle bir şey değil.

Bendeki sürekli boşluktan düşüyormuşum hissi,

Devamlı koşuyor ama bir yere varamıyormuşum gibi.

Bu geçmez!

Ansızın Gideceğim

Bir gece sabaha karşı,

En kilitli kapılarım açılacak,

Yalnızlığımdan çıkıp gideceğim.

Ne sensiz kalırsam korkusu,

Ne kitaplarda okuyup altını çizdiklerim,

Ne sigara tutabilecek beni,

Ne de ölüm telaşı.

Bir gece ansızın gideceğim…