Bugün Bir Şey Yapmadım

Evin beyi akşam vakti işinden dönünce evi perişan halde bulmuştu:

Kirli tabaklar, çanaklar sofradan kaldırılmamıştı.

Yerlerde çamur izleri vardı, yataklar darmadağındı.

Pijamalar, çoraplar oraya buraya atılmış haldeydi.

Üstelik akşam yemeği de hazır değildi.

Vaziyete bakıp öfkeden deliye dönen adam epeyce arandıktan sonra karısını balkonda bir sandalyeye oturmuş kitap okur halde buldu.

Öfke ve endişe karışımı bir sesle:

“Bugün sana ne oldu böyle?” diye sordu.

Kadın, umursamaz bir edayla başını çevirip:

“Hiç, kocacığım!” dedi.

“Her akşam bana, ‘Bütün gün evde ne yaptın sanki?’ diye sorardın ya,

Bugün bir şey yapmadım işte.

Evde neler yaptığımı görmeni istedim.”

Yol İstiyor

Temel, yıllar sonra biriktirdiğiyle elden düşme Murat 124 alır. Arabasıyla memleketine giderken araba arızalanır. Yolun kenarına çeker, motor kapağını açar, ne olduğunu anlamaya çalışırken bir Ferrari yanaşır:

— Hayrola hemşerim, arabanın nesi var? İstersen senin arabayı benimkine bağlayalım, çekeyim ilk tamirciye kadar.

Temel bu teklife çok sevinir. Ara halatı ile Murat’ı Ferrari’nin arkasına bağlarlar. Ferrari’nin sahibi genç uyarır:

— Ben hız yapmayı çok severim. Eğer farkında olmadan aşırı hız yaparsam, sen selektör yap beni uyar!

Temel:
— Tamam!

Yola koyulurlar. Bir süre sonra Ferrari gaza basmaya başlar, 60 – 80 – 100 derken, Murat 124 arkadan selektör yapar.
Ferrari durumu anımsar ve yavaşlar, bir sure sonra Ferrari yeniden gaza basar, 60 – 80 – 100… Selektör yeniden anımsatır.

Ferrari yavaşlar. Yolda bu şekilde ilerlerken bir Lamborghini Ferrari’ ye yaklaşır:
— Kapışalım mı?

Ferrari yanıtlar:

— Nesine?

— 340 km. ötedeki benzinliğe ikinci varan, ilk varanın deposunu doldurur.

Ferrari hemen onaylar ve yarışa başlarlar. 120 – 140 – 180 – 220…
O arada trafiği denetleyen helikopterdeki görevli polis, genel merkeze bilgi vermektedir:

– Komiserim, şehrin kuzeyindeki yolda trafik güvenliği tehdit altında! 3 araç yarış yapıyor. Ferrari ile Lamborghini saatte 300 km hızla yan yana gidiyorlar, arkadan da Murat 124 onları geçmek için 10 dakikadır sellektör yapıp yol istiyor!… 

İki Gönül Arasına

Bir genç bir kıza yüreğini kaptırmış. Gözleri sadece onu görmekte dudakları sadece onu anmakta. Ama gelgelim ki bu kız valinin kızıymış. Genç dayanamamış en sonunda valinin yanına çıkmış kızını istemiş. Vali gençle dalga geçmek için

-Sana kızımı bir şartla veririm. Ali’nin kellesini bana getireceksin.

Ali ki Allah’ın kılıcı Ali ki heybeti cihana değer. Ali ki güçlülerin güçlüsü Ali ki halife…

Ama genç aşkını bastıramamış. Kılıcını kuşandığı gibi Alinin diyarına günlerce süren yolculuğundan sonra Ali’nin diyarına varmış. Yoldan geçen birisini durdurup Hz. Ali’yi nerden bulurum diye sormuş.

-İşte şu ağacın gölgesinde dinleniyor.

Genç ağacın yamacına yaklaşmış. Belinden kılıcını çıkarmış, tam Ali’nin kellesini alacakmış ki kılıç elinden düşmüş. Ali sesten uyanmış, hemen kılıcı yerden almış ve sormuş.

-Delikanlı neden beni öldürmek istedin?

Genç gayet sıcakkanlı bir şekilde;

-Bir kıza sevdalandım. Babasına gittim istedim. Babası ancak senin kelleni götürürsem kızını verecekmiş.

Hz. Ali elindeki kılıcı gencin eline vermiş;

-HADİ DAHA NE DURUYORSUN, EĞER BAŞIM İKİ GÖNÜL ARASINA GİRMİŞSE BU KELLE BU GÖVDEYE HARAMDIR….

Tuzu Verir Misin

K:- Tuzu verir misin?

E: Önünde ya!

K:- Hafta sonu alışverişe çıkmamız lazım.

E:- Sen çık benim ne işim var?

K:- Evin ihtiyaçları var ama…

E: – Ya ne zaman eve diye çıksak , alakasız şeylere para harcıyoruz, sen git.

K:- Alakasız dediğin şeyler ne acaba?

E:- Şimdi tek tek nasıl sayayım?

K:- Ben ne gerekiyorsa onu alıyorum.

E:- Valla bu evdeki eşyaların yarısı gereksiz ve kullanılmıyor.

K:-O eşyalardan biri de sensin, farkında mısın bilmem.

E:- Ne demek istiyorsun sen?

K: Ben lafı bir kere söylerim.

E:- Bak buna inanmam işte, en az 10 posta geçiyorsun her şeyi.

K: Yazıklar olsun. Demek çok konuşuyorum ben öyle mi?

E: Öyle bir şey demedim ben.

K:- Dökül bakalım, başka neler var içinde?

E: Ne olacak içimde, bir şey yok.

K:- Biliyordum zaten içinde bana karşı bir şeyler olmadığını. Neden devam ediyor bu evlilik o zaman?

E: Ya bu yaştan sonra konuşulacak şey mi bu?

K: Öyle mi, demek biraz yaşın genç olsa boşayacaksın beni.

E:- Hayır ya ne boşanması, mutluyum ben.

K:- Zaten sorun burada. Sen sadece kendi mutluluğunu düşünüyorsun, benim mutluluğumun ne önemi var ki?

E:- Ne yani mutsuz musun?

K:- Bunu şimdi mi anladın?

E:- Neden söylemiyorsun o zaman?

K:- Kadınlar anlaşılmak ister. Bana bir kerecik olsun adam gibi baksan anlayacaksın mutsuzluğumu.

E: Neden mutsuzsun?

K: Senin ilgisizliğin yüzünden, neden olacak ?

E: Daha ne yapayım be sana, sen mutlu olmayı bilmiyorsun.

K: Tabi suç bende dimi, her şey benim yüzümden.

E:- Yok öyle demedim.

K:- Sus tamam anladım ben her şeyi, sen benden sıkılmışsın.

E: – Sıkılmadım ama valla yoruldum.

K:- Tamam ben gidiyorum, artık bu evde işim yok.

E:- Nereye?

K: – Sana ne? İstediğim yere giderim, senin olmadığın bir yere.

E:- Ya sen bensiz ne yapabilirsin?

K: – Ben acizim, işe yaramam dimi? Sen olmadan yaşayamam dimi?

E: – Ya lütfen keselim artık, sinirlenmeye başlıyorum.

K: – Farkında mısın? Tartışamıyoruz bile.

E: Ben tartışmak istemiyorum..

K:- Ne istiyorsun sen bir söyler misin?

E: Sen kendin git alışverişe, ben gelmeyeyim yeter.

K: Ya evin ihtiyaçları diyorum anlamıyor musun?

E: Çok mu ağır, neden ben geliyorum?

K: Hayır, belki kredi kartı gerekir. Seninkiyle alırız.

E: Tamam al o kartı sen git olur mu?

K:- Nasıl yani kartı bana mı vereceksin. Hem de sen olmadan harcamam için.

E: Evet.

K: Güveniyorsun bana yani.

E: Hayatım neden güven meyeyim?

K: Tamam o zaman ben giderim.

E: Tuzu verir misin?

K: Al canım.

Kimsin

Nasreddin Hoca’ya sormuşlar: “Kimsin?”
“Hiç” demiş Hoca, “Hiç kimseyim.”

Dudak büküp önemsemediklerini görünce, sormuş: “Sen kimsin?”
“Mutasarrıf” demiş adam kabara kabara.
“Sonra ne olacaksın?” diye sormuş Nasreddin Hoca.

“Herhalde vali olurum” diye cevaplamış adam…

“Daha sonra?” diye üstelemiş Hoca.
“Vezir” demiş adam.
“Daha daha sonra ne olacaksın?”
“Bir ihtimal sadrazam olabilirim.”

“Peki ondan sonra?”
Artık makam kalmadığı için adam boynunu büküp son makamını söylemiş:
“Hiç.”
“Daha niye kabarıyorsun be adam, ben şimdiden, senin yıllar sonra gelebileceğin makamdayım: “Hiçlik makamıında!”

Ben O Çocukları

Bir profesör, sosyoloji sınıfındaki öğrencilerini Baltimore şehrinin kenar mahallelerine göndermiş ve o bölgede yasayan 200 erkek çocuğunun durumlarını araştırmalarını ve her bir çocuğun geleceği hakkında bir değerlendirme yapmalarını istemişti. Öğrenciler hemen hepsi bu çocukların gelecekte hiçbir şanslarının olmadığını dile getirmişlerdi.

Bundan tam yirmi beş yıl sonra bir başka sosyoloji profesörü tesadüfen bu çalışmayı buldu ve öğrencilerinden bu projeyi sürdürmelerini ve aynı çocuklara ne olduğunu araştırmalarını istedi.

Öğrenciler, o bölgeden taşınan ya da ölen 20 çocuk dışındaki 180 çocuktan 176’sinin olağanüstü bir başarı gösterip, avukat, doktor ya da iş adamı olduklarını ortaya çıkardılar.

Profesör çok etkilenmişti ve bu konuyu izlemeye karar verdi. Birer yetişkin olan o çocukların hepsi o bölgede yasadıkları için, her biriyle buluşma şansı oldu.

“O koşullarda nasıl bu kadar başarılı oldunuz?” sorusuna verdikleri cevap hep aynıydı: “Mahalle okulunda bir öğretmenimiz vardı. Onun sayesinde.”

Profesör, bu öğretmeni çok merak etmişti. Hala hayatta olduğunu öğrendiği yaşlı öğretmenin izini bulması zor olmadı. Kendisini ziyaret etmek için evine kadar gitti. Karşısında yılların yüzüne eklediği kırışıklıklara rağmen hala dinç duran bir yaşlı kadın buldu. Merakla yaşlı kadına bu çocukları kenar mahallelerden kurtarıp, basarili birer yetişkin olmalarını sağlamak için kullandığı sihirli formülün ne olduğunu sordu.

Yaşlı öğretmenin gözleri parladı ve dudaklarının kenarında bir gülümseme belirdi:

“Çok basit” dedi, “Ben o çocukları çok sevdim…

9 Rakamının Önemi

Atatürk´ün hayatında “9” rakamının kendine özgü önemli bir yeri olmuştur. Örneğin Atatürk´ün doğum yılı olan 1881 rakamı, “9” rakamı ile birçok ilişkiler göstermektedir.
1+8=9
8+1=9
18=2×9
81=9×9
18+81=99
19×99=1881

Atatürk´ün harb okuluna girdiği tarih : 1899
Vatanı kurtarmak için Samsun´a ayak bastı : 19/05/1919
Bandırma vapurunda yolcu sayısı 19´dur.
İttihat ve Terakki’nin yıllık toplantısına Trablusgarp delegesi olarak katıldı: 22/09/1909
Sivas kongresinde Anadolu ve Rumeli Müdafaai Hukuk Cemiyeti Heyeti Temsiliyesini kurdu: 04/09/1919
Erzurum Mebus adaylığını kabul etti: 19/10/1919
TBMM tarafından kendisine gazi unvanı verildi ve Mareşalliğe terfi ettirildi: 19/09/1921
Atatürk 19.yüzyılda 19 yıl yaşamıştır.
Atatürk 19.yüzyılın bitmesine 19 yıl kala doğmuştur.
Atatürk´ün ilk askeri görevi, 19. Kolordu Komutanlığıdır.
Mustafa Kemal Atatürk: 19 harften oluşmaktadır.
Mustafa Kemal Atatürk´ün nüfus cüzdanının numarası da 993814-B idi.
Bu sayı dizisindeki 938 rakamı öldüğü yılı hatırlatmakta geriye kalan 9 ve 14 rakamı da ölüm saatinin yakın bir benzeridir.
“Ne mutlu Türküm diyene”= 19
“İstikbal göklerdedir”= 19