Pozitif Haber

pozitif-haber

Adam kısa bir süre önce ayrıldığı evine telefon açar, bahçıvana sorar:
“Nasıl her şey yolunda mı?”
– Yolunda. Yalnız, küreğin sapı kırıldı onu tamir etmeye çalışıyorum.
– Neden kırıldı?
– Köpeğinize mezar kazarken, zorlamışım, bu yüzden kırıldı.
– Nee! Köpeğim öldü mü?
– Havuza düştü öldü.
– Benim köpeğim çok iyi yüzerdi; nasıl havuzda ölür?
– Ama havuzun suyu boşalmıştı, betona çakıldı; bu yüzden hayatını kaybetti.
– Daha havuzu yeni doldurtmuştum. Neden boşalttınız?
– Biz değil itfaiyeciler boşalttı. Çünkü evdeki yangını söndürmek için ilave suya ihtiyaç duydular.
– Evde yangın mı çıktı?
– Evet efendim. Annenizin vefatı dolayısıyla çok sayıda insan geldi. Bir sigara izmaritinden kağıtlar, ardından da perde tutuşmuş. O kalabalıkta farkına varamadık.
– Annem nasıl öldü? Sapasağlamdı.
– Haklısınız. Biz de şaşırdık ama, sizin yatak odanıza bir şey bakmaya
girmiş. Yatakta karınızla en yakın arkadaşınızı görünce kalbine inmiş.
– Yahu hiç pozitif bir haber yok mu? Bunaldım.
– Olmaz olur mu? Var. Geçen gün siz AIDS testi yaptırmıştınız ya. İşte onun
neticesi pozitif çıktı.

Reklamlar

Bende Bilmeyrum

bende-bilmeyrum

Temel bir gün trende yolculuk yaparken kabine yahudi bir yolcu binmiş. Gerek Temel’in hal ve hareketlerinden gerekse giyim tarzından saf biri olduğunu anlamış ve onu aşağılamak istemiş. Hemen Temele yönelerek;
– Beyefendi size bir soru sorabilir miyim demiş. Bunun üzerine Temel
– Sor uşağum demiş. Bunun üzerine yahudi yolcu akıllılık yaparak demiş ki;
– Sen bana bir soru sor bilemezsem 20$ veririm, sen benim sorumu bilemezsen bana 10$ verirsin olur mu? demiş ve Temel kabul etmiş.

Yahudi yolcu Sen sor demiş ve Temel sormuş:
– 3 ayaklı canlı nedur? Yahudi biraz düşünmüş 20$’ı uzatarak,
– Bilemedim demiş. Temel 20 $’’ı almış. Yahudi yolcu sormuş,
– Sen söyle. Temel
– Bende bilmeyrum diyerek 10$’ı geri vermiş…

Kapıya Dikkat Edin

kapiya-dikkat-edin.jpg

Kadının birisi vefat etmiş. Cenaze namazı kılınmış, cemaat tabutu sırtlamış, tam Camii den cenazeyi çıkartacaklar, tabut Camii’nin kapısına çarpmış. Tabuttan bir inilti duyulmuş. Hemen açmışlar tabutu. Öldü sanılan kadın yaşıyormuş, hemen hastahaneye götürmüşler ve kadın 10 sene daha yaşamış.

10 sene sonra kadın ölmüş, yine aynı Camii, yine cenaze namazı kılınmış. Tam tabutu Camii kapısından çıkartacaklar, kadının kocası kapının yanına gelmiş:

  • Gözünüzü seveyim, kapıya dikkat edin…

Vallahi Bende Bulamadım

vallahi-bende-bulamadim

Müdür’ ün biri kendince eğlenmek için şoförüne şöyle bir soru sorar:

  • Sence eşekle şoför arasındaki fark nedir?

Şoför:

  • Bilmiyorum efendim, nedir? Bunun üstüne müdür açıklar:
  • Eşeğe de şoföre de dur dediğinde durur der ve kahkaha ile gülmeye başlar. Bu şoförün canını çok sıkar. Bir gün dayanamaz ve müdürüne şöyle bir soru sorar:
  • Müdürüm, sizce bir eşek ile müdür arasındaki fark nedir? Müdür düşünür düşünür ve bulamaz.
  • Ben arasındaki farkı bulamadım. Sence nedir?

Şoför :

  • Vallahi bende bir fark bulamadım müdürüm.

Paylaşmakta Yatıyor

paylasmakta-yatiyor

Her yıl yapılan ‘en iyi buğday’ yarışmasını yine aynı çiftçi kazanmıştı. Çiftçiye bu işin sırrı soruldu.

Çiftçi: Benim sırrımın cevabı, kendi buğday tohumlarımı komşularımla paylaşmakta yatıyor, dedi.

Elinizdeki kaliteli tohumları rakiplerinizle mi paylaşıyorsunuz?

Ama neden böyle bir şeye ihtiyaç duyuyorsunuz? diye sorulduğunda; neden olmasın, dedi çiftçi:

Bilmediğiniz bir şey var; rüzgâr olgunlaşmakta olan buğdaydan poleni alır ve tarladan tarlaya taşır. Bu nedenle, komşularımın kötü buğday yetiştirmesi demek, benim ürünümün kalitesinin de düşük olması demektir.

Eğer en iyi buğdayı yetiştirmek istiyorsam, komşularımın da iyi buğdaylar yetiştirmesine yardımcı olmam gerekiyor.

Sevgi ve paylaşmak en yakınınızdan başlar. Sonra yayılarak devam eder. Kin, cimrilik, nefret kimsenin hoşlanacağı davranışlar değildir…

Yılan ve Testere

yilan-ve-testere

Bir yılan marangoz dükkanına girer ve köşeyi döner dönmez testereyi görür ve ona doğru ilerler. Testereye temas edince biraz yara alır. O anda dönerek tepkiyle testereyi ısırır ve bu sefer de ağzını çok fena keser.

Sonra ne olduğunu anlamayan yılan testerenin kendisine saldırdığını düşünüp testereyi bütün gücü ile çepeçevre sararak onu öldürmek ister. Çok acıdır ki yılan kendini testere ile vahşi bir şekilde öldürür.

Hayatta bazen öfke ile hareket edip bizi inciteni biz de incitmek isteriz. Ama aslında farkında olmadan kendi kendimizi harap ederiz. Bu yüzden nefret ve öfkeye zor olsa da sevgi ile karşılık vermeliyiz.

Kalbini Kırmam

kalbini-kirmam

Bir köle, bir çölde, günlerce susuz kalmış.

Nasıl böyle, saldıracak yer arıyor su diye. Bir pınar buluyor, o pınardan kana kana su içiyor. Ama nasıl, su şerbet. Diyor ki, bu kadar tatlı su, bu kadar güzel su ancak halifeye lâyık olur. Testisini dolduruyor, doğru Bağdat’a gidiyor.

Tam o sırada halifelerden bir tanesi, o Emeviye Camisini yapan, Abdülmelik bin Mervan da Bağdat’a geliyor. Köle, halifenin önüne, elindeki testiyle koşa koşa geliyor, ama durdurmak mümkün değil.

Efendim diyor, ben çölde kaldım, orada pınardan bir su içtim, ama o pınarın suyu şeker gibiydi, bu ancak halifeme gider dedim, onun için bir testi su aldım sizin için, ne olur, şu suyumdan için. Madem sen bu kadar zahmet çekmişsin, niye içmeyeyim, diyor. Alıyor testiyi elinden…
Bakıyor ki, yosunlar, yapraklar, testinin içinde her şey var. Bismillâhirrahmânirrahîm diyor, burnunu tıkıyor, gözlerini kapatıyor suyu içiyor. Köle gittikten sonra yanındakilere, bunu dökün çabuk, diyor. Diyorlar ki efendim, su malum, içilecek gibi değil, peki neden içtiniz? Dedi ki, ben müslümanım. O kadar hevesle getirmiş, içmezsem kalbi kırılacak.

Bu mudur diyor müslümanlık!
Benim kafam kırılsın, kalbim kırılsın, ama kölenin kalbi kırılmasın. İşte din bu! Çünki, o halife biliyor ki, mü’minin kalbi kırılırsa, ALLAH kırılır, Ka’beyi muazzamayı yıkmaktan büyük günah olur. Bunu zar zor da olsa içerim, ama o kölenin kalbini kırmam, diyor.