Bugün Bir Şey Yapmadım

Evin beyi akşam vakti işinden dönünce evi perişan halde bulmuştu:

Kirli tabaklar, çanaklar sofradan kaldırılmamıştı.

Yerlerde çamur izleri vardı, yataklar darmadağındı.

Pijamalar, çoraplar oraya buraya atılmış haldeydi.

Üstelik akşam yemeği de hazır değildi.

Vaziyete bakıp öfkeden deliye dönen adam epeyce arandıktan sonra karısını balkonda bir sandalyeye oturmuş kitap okur halde buldu.

Öfke ve endişe karışımı bir sesle:

“Bugün sana ne oldu böyle?” diye sordu.

Kadın, umursamaz bir edayla başını çevirip:

“Hiç, kocacığım!” dedi.

“Her akşam bana, ‘Bütün gün evde ne yaptın sanki?’ diye sorardın ya,

Bugün bir şey yapmadım işte.

Evde neler yaptığımı görmeni istedim.”

Galiba Bilmiyorlar

Kırılmış bir dal gibiyim,

Üzerimde kalan meyveler ile teselli etmeye çalışıyorlar.

Ben biliyorum ama onlar galiba bilmiyorlar,

O meyvelerde er ya da geç çürüyecek…

Özür Dilerim

Özür dilerim…

Herkese karşı çok sert duvarlar örerken,

Sırf seni uğraştırmamak için,

Her duvarımı tek tek ellerimle yıktığım için.

Ama sorun değil…

Çünkü bir şeyi ne kadar çok istersen,

O kadar olmaz ya hani…

Aslında tek sorun;

Bir daha bu kadar acıyı,

Başka birisiyle denemekten korkuyor olmam olacak…

Yol İstiyor

Temel, yıllar sonra biriktirdiğiyle elden düşme Murat 124 alır. Arabasıyla memleketine giderken araba arızalanır. Yolun kenarına çeker, motor kapağını açar, ne olduğunu anlamaya çalışırken bir Ferrari yanaşır:

— Hayrola hemşerim, arabanın nesi var? İstersen senin arabayı benimkine bağlayalım, çekeyim ilk tamirciye kadar.

Temel bu teklife çok sevinir. Ara halatı ile Murat’ı Ferrari’nin arkasına bağlarlar. Ferrari’nin sahibi genç uyarır:

— Ben hız yapmayı çok severim. Eğer farkında olmadan aşırı hız yaparsam, sen selektör yap beni uyar!

Temel:
— Tamam!

Yola koyulurlar. Bir süre sonra Ferrari gaza basmaya başlar, 60 – 80 – 100 derken, Murat 124 arkadan selektör yapar.
Ferrari durumu anımsar ve yavaşlar, bir sure sonra Ferrari yeniden gaza basar, 60 – 80 – 100… Selektör yeniden anımsatır.

Ferrari yavaşlar. Yolda bu şekilde ilerlerken bir Lamborghini Ferrari’ ye yaklaşır:
— Kapışalım mı?

Ferrari yanıtlar:

— Nesine?

— 340 km. ötedeki benzinliğe ikinci varan, ilk varanın deposunu doldurur.

Ferrari hemen onaylar ve yarışa başlarlar. 120 – 140 – 180 – 220…
O arada trafiği denetleyen helikopterdeki görevli polis, genel merkeze bilgi vermektedir:

– Komiserim, şehrin kuzeyindeki yolda trafik güvenliği tehdit altında! 3 araç yarış yapıyor. Ferrari ile Lamborghini saatte 300 km hızla yan yana gidiyorlar, arkadan da Murat 124 onları geçmek için 10 dakikadır sellektör yapıp yol istiyor!… 

İnsan Olan Zaten

Parayla ev alınır, yuva alınamaz.

Yatak alınır, uyku alınamaz.

Saat alınır, zaman alınamaz.

Kitap alınır, bilgi alınamaz.

Yemek alınır, iştah alınamaz.

Mevki/makam alınır, saygınlık alınamaz.

Kan alınır, hayat alınamaz.

İlaç alınır, sağlık alınamaz.

Peki ya insanlık?

İnsan olan zaten para için satmaz…

Anlat Artık

Oturalım bir gece ay’ın altına,

Eskisi gibi sarılmaya da gerek yok.

Bu sefer geç karşıma,

Neden biz olamadık,

Anlat artık bana…

İki Gönül Arasına

Bir genç bir kıza yüreğini kaptırmış. Gözleri sadece onu görmekte dudakları sadece onu anmakta. Ama gelgelim ki bu kız valinin kızıymış. Genç dayanamamış en sonunda valinin yanına çıkmış kızını istemiş. Vali gençle dalga geçmek için

-Sana kızımı bir şartla veririm. Ali’nin kellesini bana getireceksin.

Ali ki Allah’ın kılıcı Ali ki heybeti cihana değer. Ali ki güçlülerin güçlüsü Ali ki halife…

Ama genç aşkını bastıramamış. Kılıcını kuşandığı gibi Alinin diyarına günlerce süren yolculuğundan sonra Ali’nin diyarına varmış. Yoldan geçen birisini durdurup Hz. Ali’yi nerden bulurum diye sormuş.

-İşte şu ağacın gölgesinde dinleniyor.

Genç ağacın yamacına yaklaşmış. Belinden kılıcını çıkarmış, tam Ali’nin kellesini alacakmış ki kılıç elinden düşmüş. Ali sesten uyanmış, hemen kılıcı yerden almış ve sormuş.

-Delikanlı neden beni öldürmek istedin?

Genç gayet sıcakkanlı bir şekilde;

-Bir kıza sevdalandım. Babasına gittim istedim. Babası ancak senin kelleni götürürsem kızını verecekmiş.

Hz. Ali elindeki kılıcı gencin eline vermiş;

-HADİ DAHA NE DURUYORSUN, EĞER BAŞIM İKİ GÖNÜL ARASINA GİRMİŞSE BU KELLE BU GÖVDEYE HARAMDIR….