Vatan Borcu

vatan-borcu

Bugün hadsiz yorumcuların birinden “askerler orada pisi pisine ölüyor” gibi bir yorum duydum. Malum o televizyonda ben evde olunca cevap vermedim ama belki o insanla aynı düşüncede olan birileri okur diye buraya yazmak istedim.

En önce bilinmesi gereken bir şey var ki, bu vatan uğruna ölen hiç bir insan boşu boşuna ölmemiştir, ölmeyecektir. O insanlar; biz burada daha rahat yaşayalım, çocuğumuz okula rahat gitsin, iş yerimizde rahat çalışalım, kafeler de rahat rahat sütlü kahvelerimizi, çaylarımızı içelim diye can veriyor. Kısaca bizim keyfimiz yerinde olsun diye ölüyorlar…

Bak, askerden kaçabilirsin, bedelli yapmak isteyebilirsin, askerlik sana göre olmayabilir. Bunların hepsi anlaşılabilir bir durum. Ama her ne şartta olursa olsun bu ülke için canını veren insana pisi pisine ölüyor diyemezsin. O insanlara saygı duyacaksın arkadaş. Sen işe giderken ailenle helalleşmek nedir bilir misin?

Askerlik peygamber mesleği, peygamber ocağı. Vatan borcu, namus borcu. Şehitlik bir insanın ulaşabileceği en yüksek mertebe…

Mustafa Kemal’in düzenli orduyu getirip, her Türk gencinin askere gitmesini sağlamaktaki maksadını anlayamazsın sen. Senin kafan o kadar ileri görüşlü olamaz…

O yüzden arkadaş, sen ve senin gibi düşünen adamlar gitmesin askere. Ödemesin vatana olan namus borcunu. Veya bedelli yapsın da namusunu satın alsın parayla.

Çünkü bu düşünceye sahip olan insanlarda şeref, namus, haysiyet olmaz…

 

Saniyeleri Saymak

saniyeleri-saymak

Her geçen gün biraz daha uzaklaşıyorum kendimden. Kimliğimi, benliğimi kaybediyorum. Aynada gördüğüm yüzü tanımıyorum…

Saçım, sakalım, kıyafetim yok. Artık bir hiçe sahibim…

Asker olmak zor, emir almak, düşünmemek, mutlak itaat etmek…

Burada gün geçmiyor. Saniyeleri saymak diye bir şey varmış…

Geceler uzun, gündüzler uzun, zaman yavaş, hayat ise pamuk ipliği…

3 Kurşun

Bugün atışa gidiyorum sevdiğim…

Hedef olarak seni hayal edip, kalbine 3 kurşun bırakacağım…

Sen ben de bir kalp bırakmadın,

Ben de seninkini parçalayacağım…