Kadınlar

kadinlar

Kadınlar termos gibidir,

Her tartışmayı ilk günkü gibi sıcak tutarlar.

Kadınlar kitap gibidir,

Korsanları hemen piyasaya çıkar.

Kadınlar sigara gibidir,

Zararlıdır ama bırakması zordur.

Kadınlar otomatik kapı gibidir,

Ne zaman çarpacağı belli olmaz ve her alışveriş merkezinde bulunur.

Kadınlar kahve gibidir,

Pişene kadar acıdır, piştikten sonra tat verir.

Kadınlar bebek gibidir,

Önce konuşmasını istersiniz, sonra susmasını.

Kadınlar reçete gibidir,

Karmaşıktır, anlaşılması zordur ama alırsınız.

Kadınlar deniz gibidir,

Ne zaman durgun, ne zaman dalgalıdır bilemezsin.

Kadınlar trafik canavarı gibidir,

Bir anlık dalgınlık hayatınıza maal olur…

Daha Uyanmadı Komşular

daha-uyanmadi-komsular

Yağmur var,
Çok sevdiğim rüzgar da,
Bugün Pazar,
Daha uyanmadı komşular,
Damların üzerinde kuşlar,
Daha rahatlar,
Radyolarda eski şarkılar çalıyorlar bu saatlerde,
Gönül penceresinden ansızın bakıp geçenlere doğru,
Yağmur da var,
Çok sevdiğim rüzgar da,
Daha uyanmadı komşular,
Bugün Pazar,
Ve ben seni çok özledim.
Dışarı çıkmak istiyor canım,
Tek başına haytalık etmek,
Islanmak Pazar sabahında yağmurda,
Boş caddelerde dolaşmak,
Vitrinlerine bakmak mağazaların,
Sinemaların afişlerine,
Sokakların isimlerine,
Telefon kulübelerinde uyuyan çocuklara,
Bir merhaba demek sessizce.
Sahilde martılara simit atmak,
Otobüslerin ilk seferlerine binmek,
Gitmek istiyor canım,
Hayatın gittiği yere,
Islık çalıp şarkılar uydurmak kendi kendine,
Fırından taze ekmek alıp,
Buğusunu çekmek içine,
Ve ben seni çok özledim.
Tam böyle bir şey,
Çiçeğe su yürümesi,
Bebeğin ağlaması,
Toprağın uyanması,
Yağmurun yağması,
Ateşin sıcağı,
Bu Pazar sabahı,
Tam böyle bir şey.
Bir sabahçı kahvesine uğramak,
Bir bardak çay,
Taze dem kokusu,
Hayatın atardamarlarında dolaşmak,
Bölmeden şehrin uykusunu.
Bir Şiir yazmak,
Pazar bulmacasının boş karelerine,
Şiirde tam da bunu anlatmak delice,
Tam böyle bir şey,
Hesapsız, gölgesiz, bedelsiz, kimsesiz,
Bir şiir yazmak,
Bir bardak çay içmek,
Sokaklarda gezmek,
Yağmurda ıslanmak,
Ve ben seni çok özledim…

Bazen Aşk Gider

bazen-ask-gider.jpg

Bazen aşk gider,

Ve hayat da gider onun peşinden.

Terk edildiğin yerde öylece kala kalırsın.

Bir sabah uyanırsın ki gözünü açtığın ömür senin ömrün değildir,

Aynada tek parça görünen bedenin, aslında lime limedir.

Nefes diye içine çektiğin ciğerlerinde parçalanmış aşkının cam kırıklarıdır.

Her sabah ölmeyip neden uyandığına lanet edersin…

 

Bazen aşk gider,

Önünde bir kadeh rakı, küllükte bir ölüm dolusu izmarit öylece bakakalırsın arkasından,

Kulağın hiç çalmayacak olan telefondadır,

Zaman dursun, saatler hiç geçmesin istersin,

Tanrım ne olur gerçek olmasın, ne olur güneş doğmadan geri dönsün, teninde bir başka tenin kokusunu getirse bile dönsün yeter ki hiçbir şey sormam ona, bu geceyi yaşanmamış sayarım, unuturum yeter ki aşık olmasın.

İçimde durmaksızın çığlık atar dualar.

Ama bazen aşk gider ve o çaresizce yalvardığın Tanrı bile gider peşinden.

Sonra sabah olur, güneş doğar,

Aşkın gelmez bir türlü…

 

Bir gecede değişir ömrün,

O bir türlü inanmak istemediğin kader seninle alay eder gibidir.

Ömrünü adadığın, yıllarını önüne serdiğin aşkın bir gecede bir başka hayata karışmıştır işte,

Bir gecede bir başkasının aşkı olmuştur.

İnanamazsın!

 

Bazen aşk gider,

Ve sen yılardır içinde yaşadığın yürekten valizler dolusu anılarla kendi yalnızlığına taşınırsın.

Elin varmaya boşaltırsın dolapları,

Çekmeceden çıkan her giysi parçası onunla geçirdiğin anıların tarihiyle ağırlaştıkça ağırlaşır,

Onun kollarında geceler boyu cennet uykularına karıştığın yatak sen giderken utancından bakamaz yüzüne,

Doğmamış bebeğin yerine koyup büyüttüğün cam önündeki o küçük mor menekşe yapraklarına kondurduğun veda öpücüğüyle büker boynunu.

Valizlerini kapının önüne yığıp yüzün sırılsıklam son bir sigara için yığılırsın koltuğa.

Gidiyorsundur işte.

Aşkını kendi ellerinle bir başka aşka teslim edip,

Ömrünü onun ömrüne, hayallerini onun hayallerine, sevdanı onun sevdasına ekleyip.

 

Bazen aşk gider,

Ve adresi değişir evinin,

Sesinin tonu değişir, yüzünün rengi,

Yastığının sıcaklığı, yediğin yemeğin tadı, uykuların değişir.

Ve rüyaların…

Her akşam açıp girdiğin kapıdan başka bir sevda giriyordur artık,

Her gün oturduğun koltukta o bakmaya doyamadığın gözlerin ışığında bir başka sevda oturuyordur.

Yıllardır evinde ağırladığın, masalarına konuk olduğun, hayatlarını paylaştığın dostlarının kahkahaları arasına bir başka ses karışıyordur artık.

Senin gölgene alışkın duvarlar bile çoktan kabullenmiştir yokluğunu,

Her gece uyuduğun yastığa bir başka sevda bırakıyordur kokusunu.

O öpmeye kıyamadığın dudaklarda bir başka sevdanın adı,

Aşkının o tek cennet bildiğin uykularında bir başka sevdanın rüyaları.

 

Bazen aşk gider,

Ve anılar da gider peşinden…

Siz hiç o yüreğinize sığdıramadığınız aşkınızı bir başka sevda için ağlarken gördünüz mü?

Ben gördüm! Kör oldu gözlerim onunla sevdasına ağlamaktan.

Bir alev topu gibi onun için yanarken siz hiç aşkınızın önünde diz çöküp “Bu kadar çok seviyorsan bırakma onu, sana kıyamam ne olur git,” diye yalvardınız mı?

Onu bir başkasının kollarında düşünürken siz hiç geceler boyu aklınızı kaçırmamak için kendi kendinize bağırdınız mı?

“Unut onu, unut onu, unut onu ya da öl!”

İçinizdeki o durmak bilmeyen yangının acısını dindirsin diye kanatıncaya kadar bileklerinizi ısırdınız mı?

Gözyaşları içinde yastığınıza gömülüp her Tanrı’ya sığınmak istediğinizde artık başka bir yüreğe sevdalı olan aşkınızı ondan geri istemekten utanıp dua etmekten vazgeçtiğiniz oldu mu hiç?

Siz hiç yanan sevdiğiniz bir sevgilinin yoluna gençliğinizi serip başka bir aşka uğurladınız mı?

 

Bazen aşk gider,

Ama ölüm gelmez bir türlü.

Ne yapsanız öfke duyamazsınız,

Giderken bir kibrit aleviyle ateşe verdiği ömrünün alevleri içinde eriyip giden yüzünüze, silinip giden kokunuza, kül olan yüreğinize dönüp bir kez bile bakmayan o sevdanıza,

Anlarsınız aşktır bu, öfkeyi bir türlü yurduna kabul etmeyen,

Vefasız bir unutuşa kurban olsa da solup yitmeyen,

Hayattan soğutup size ölümü özleten,

Ölü bir bedende canlı kalmakta direnen.

Anlarsınız aşktır bu.

 

Bazen aşk gider,

Günler geçer ardından ve aylar,

Bazen de yılar,

Bebekler büyür, insanlar yaşlanır, insanlar ölür, eşyalar eskir, evler yıkılır, kurur ağaçlar.

Sokakların adı değişir,

Acılar belleğin acımasızlığına teslim olur.

Sevilen unutur, seven yanar.

Bazen aşk gider… Ya da siz gittiğini sanırsınız…