Şehadet Şerbeti

Çok önceleri doktorlar cephede yaralanan askerleri tedavi etmek için ellerinden gelen her şeyi yaparlarmış.

Bazı durumlarda ise fazla bir seçenekleri kalmazmış.

Savaşlarda yaralanan ancak yarası ağır ve kurtarılma imkânı olmayan askerlere, hekim, yanında taşıdığı ve “Hekim Matarası” denilen mataradan son anlarında ağzı tatlansın diye şerbet verirmiş.

Şehadet şerbeti içirilen yaralı askerler öleceklerini anlayıp Şehadet getirirmiş.

Bu sebepten, şerbetin adına, “Şehâdet şerbeti” denilmiş.

Şehadet şerbeti sıradan şerbetlerden ayıran ve özel kılan iki şeyden birincisi;

Şehadet şerbetinin Zemzem suyu ile hazırlanmasıymış.

İkincisi ise sadece son nefesten önce ağır yaralanmış askerlere içirilmesiymiş.

Doktorlar Şehadet şerbetini özel yapılmış küçük fıçılar içerisinde yanlarında taşırlarmış.

İşte o günden beri şehit olduğunu duyduğumuz veya şehadete yürüyen birini anlattığımız sırada “Şehadet şerbetini ” içti deyimini kullanıyoruz…

Platonik Aşk

Ne olur bakma gözlerime,
Aşık etme beni kendine,
Bırak beni yaşayayım,
Tek başıma kendi halime.

Ansızın karşıma çıkı verme,
Heyecan yaşatma yüreğime,
bilirim dayanamaz kalbim,
O güzelliği birden bire görünce.

Platonik aşkımsın anlatamam,
Bir adım bile yaklaşamam,
Azıcık sevgi için,
Ben bu vebale katlanamam…

Gidişine Üzülemiyorum

Hayatınızdan insanlar gelip gidecektir,

Fakat doğru insanlar daima kalacaktır.

O yüzden gelişi sevindirmeyen insanın,

Hayatımda ne kadar uzun süre kalmış olursa olsun,

Gidişine üzülemiyorum.

Zaten herkesi de yarına götüremezsin,

Bazıları dününde kalmalı…