Kesin ve Net

4 Evli erkek balığa çıkar…

1. Erkek:
– Balığa çıkabilmek için karıma geçen hafta bütün evi badana yapma sözü verdim der.

2. Erkek:
– O da bir şey mi ya, ben karıma evdeki bütün elektronik eşyaları yenileme sözü verdim der.

3. Erkek:

– Siz yine iyisiniz, ben karıma yeni araba sözü verdim der.

4. Erkek:

Hepsi şaşırır döner ve 4. Erkeğe sorarlar;

– Ne o sen karına söz vermedin mi yoksa, sesin çıkmıyor.

4. Erkek:
– Yooo, ben hiçbir şeye söz vermedim. Saati sabah 5.30’a kurdum. Çalınca karımın kulağına şunları fısıldadım. Karıcığım benimle annemlere mi gelirsin, yoksa balığa mı çıkayım dedim, karımın cevabı kesin ve netti…

– Sıkı giyin üşütürsün…

Reklamlar

Bırak Şu İlleti

Bak nasıl anlatacağım bilmiyorum,

Ama gitmelisin.

Hem de acilen…

Geçen konuştuklarımızı hatırla,

Ben bir paket sigara gibiyim,

Üzerimde zararlı uzak dur,

Öldürür yazıyor…

Şimdi bana ben yine de içmek istiyorum,

Ölümüm senden olsun deme.

Hayatımda hep böyle oldu,

Böyle söyleyenler hep içtiler,

Ama hep ben yandım.

Yandığım halde suçlu yine ben oldum…

Şimdi sen de yakma beni,

Bırak şu iletti…

Hesabını Verecek

Aldatan elbet gün gelecek hesabını verecek.

Aldattığı kadar aldanacak.

Yaktığı kadar yanacak.

Üzdüğü kadar üzülecek.

Ağlattığı kadar ağlayacak.

Yarınlarından çaldığı kadar hayatından,

Günler, aylar ve belki de yıllar dökülecek.

Yaşattıklarını yaşayacak.

Hepsinin misli ile hesabını verecek.

Mutsuz ettiği kadar mutsuzluğu tadacak.

Ve o gün gelip de ardına şöyle bir dönüp baktığında sana yaşattıklarını bir bir anacak.

Bin perişan olacak.

Kader onu ensesinden tutup silkeleyecek.

Yaptıklarının hesabını bir bir ödeyecek.

Merak etme sana her ne yaşattı ise bedelini pek ağır ödeyecek.

Çünkü senin hesabını ince,

Vaktinde ve fitil fitil alan bir Rabbin var.

Ve öyle bir mahkemeye çıkacağız ki,

Hakimin kendisi şahit…

MEB de Torpil

Atatürk Döneminde MEB’de Torpil Nasıl Yapılıyordu?

Yıl 1934, o dönemde Milli Eğitim Bakanlığı Ulus’tadır. Bakan ise Niğdeli Abidin ÖZMEN’dir.

Bakan, makamında çalışmaktadır. Kapı çalınır. Bakanın gür sesi: “Giriniz!” Atatürk’ün yaverlerinden biri, yanında iki çocukla makama girerler. Konuklara yer gösterir ve zarfı açar. Atatürk’ten gelen bir mektuptur bu: “Bay Abidin ÖZMEN, Milli Eğitim Bakanı…”

Abidin ÖZMEN zarfı özenle açar ve mektubu dikkatle okur: “Yaver Bey’le, size iki fakir ve kimsesiz çocuk gönderiyorum. Bu çocukları, uygun göreceğiniz, bir liseye (parasız yatılı olarak) kaydını yaptırın…”

Bu, Atatürk’ün bir emridir. Kesinlikle yerine getirilecektir. Bakan ÖZMEN, Orta Öğretim Genel Müdürünü çağırtır ve şu direktifi verir: “Yaver Bey’in yanındaki bu iki çocuğun evrakını alınız ve bu çocukların Haydarpaşa Lisesi’ne paralı yatılı olarak kaydını yaptırıp her ikisi için de üçer yıllık paralı yatılı makbuzlarının veli ve ödeyen hanesine Atatürk’ün ismini yazdırarak bana getiriniz.” der. 
Bakanın emri yerine getirilmiştir. Abidin ÖZMEN de kısa bir mektup yazarak Yaver Bey’le Atatürk’e yollar.

Mektubun içeriği şöyle: “Muhterem Atatürk, Yaver Bey’le göndermiş olduğunuz iki çocuk hakkında emirlerinizi aldım. Ancak, arkasında Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu ve Cumhurbaşkanı Atatürk gibi biri bulunduğu için; bu çocuğu fakir ve kimsesiz olarak kabul etmeme, hem yasalarımız, hem de mantığımız izin vermedi. Bu nedenle her iki çocuğun da emirleriniz gereği Haydarpaşa Lisesi’ne paralı yatılı olarak kayıtlarını yaptırdım. Çocukların üçer yıllık okul taksitlerine ait makbuzları ekte takdim ediyorum…”


Atatürk bu mektup üzerine, devrin Başbakanı İsmet İnönü’ye telefon ederek: “Bak senin Milli Eğitim Bakanın bana ne yaptı.” diyerek olayı anlatmış. İnönü, Bakan adına özür dilemiş.


Atatürk: “Yok! demiş özür dileme. Çok memnun oldum. Keşke her devlet adamı bu medeni cesarete sahip olabilse ve doğruyu gösterebilse.” Tarihi değeri olan ve hiçbir yerde yayımlanmayan bu anının unutulup gitmesine gönlü razı olmayan bakanın yeğeni yüksek mimar H. Rahmi ÖZMEN, 15.08.1985 günü bu mektubu gazeteci yazar Vahap Okay’a iletir. O da 15.09.1985’te gazetesinde yayımlar. İşte devlet böyle kurulur, devlet böyle adamlarla yönetilir….

Aklınızda Bulunsun

Bazıları sanıyor ki,

Salak yerine koyduğu insan sonuna kadar anlayış gösterecek.

Gecelerce ağlattığın kişi senin mutluluğun için çabalamaya devam edecek.

Sırf birileri kaprisini çekiyor diye tüm dünya da kaprisini çekecek.

Her şeyin bir sınırı var be…

İnsanları aptal yerine koyarken aklınızda bulunsun…

Vazgeçmek

Vazgeçmek insanın tek başına yapabileceği bir eylem değildir.

Vazgeçmek karşındaki insanın seni mecbur bıraktığı bir eylemdir.

Senin için mücadele etmeyen insanda,

Vazgeçmeni istiyordur.

Vazgeç…

Vazgeçtiğin an bitiyor savaşın.

Ve kaybetmiş olmak umurunda bile olmuyor…

Ekmek Var Mı

Ördek bara girer ve barmen’e:
– Ekmek var mı?
– Yok!
– Ekmek var mı?
– Yok!
– Ekmek var mı?
– Yok!
– Ekmek var mı?
– Yok dedik ya.
– Ekmek var mı?
– Eğer bir daha sorarsan seni duvara çivilerim.
– Çivi var mı?
– Yok.
– Ekmek var mı?