Haddinden Fazla

Çok gülen bir insan uzun süre devam ederse gözünden yaş gelir.

Ağlayan bir insan bir süre sonra sinirden güldüğünü hisseder.

Hızlı giden arabanın tekerine bakarsanız ters döndüğünü hissedersiniz.

Haddini aşan her duygu zıttına dönüşür.

Haddinden fazla sevdim,

Nefrete dönüştü…

Tepki

KLASİK TEPKİ: Sıraya geç kardeşim.

NEOKLASİK TEPKİ: Şeker kardeşim sıraya geçiver.

REALİST TEPKİ: Sıra var.

SURREALİST TEPKİ: Sallandıracaksın bunlardan ikisini Kızılay da, bak bir daha yapabiliyorlar mı?

ROMANTİK TEPKİ: Beyefendi galiba sırayı görmediniz.

NATURALİST TEPKİ: Sırana geç.

MODERN TEPKİ: Efendim insanımız eğitimsiz. Halbuki Avrupa da…

POST-MODERN: Sırana geç lan ayı!

UZLAŞIMCI: Acelesi olmasa öne geçmezdi; üzmeyin garibi.

DEVRİMCİ: Alt yapı sorunları çözülmeden halkımız sıraya geçmez. Devrim olunca herkes hizaya gelecek…

KADERCİ: iki dakika fazla beklesek kıyamet mi kopar? Kısmetse hepimizin işi görülür.

FELSEFECİ (septik-kuşkucu): Ön ve arka kavramları görecelidir. O tarafın ön taraf olduğuna kim karar verdi? Öne geçtiğini zanneden, aslında arkaya geçmiş olabilir.

KANTÇI: Efendim algılanmayan şeyler yok demektir. Bakmayın o tarafa, adam yok olur.

KÖTÜMSER VAROLUŞÇU: Herkes bir gün ölecek. Onurlu bir şekilde bekleyin. Bir gün o adamda ölecek.

İYİMSER VAROLUŞÇU: Sıkmayın canınızı, şu anın tadını çıkarmaya çalışın. Bakın ne güzel hayattasınız ve birileri önünüze geçebiliyor.

HÜMANİST: İnsanlık bir bütündür. Birimiz hepimiz hepimiz birimiz için. Dolayısıyla birimiz öne geçince, aslında hepimiz öne geçmiş oluyoruz.

Ah Be Kadın

Yine güvendin değil mi birilerine?

Düştün değil mi yine dizlerinin üstüne?

Saç telini dahi koparmaya kıyamadıkların,

Zehirli mızraklar sapladılar değil mi göğsüne?

Ah be kadın ah ah…

Yine vurdular değil mi iyi niyetlerini?

Yine yaktılar değil mi hayallerini?

Tam mutluluğa yelken açmışken,

Yine batırdılar değil mi gemilerini?

Olsun üzülme!

Kadınsın sen.

Her zaman kalkmayı başardın, yine kalkarsın.

Unuttun mu?

Ne savaşlar yaşadın içinde,

Ne olmaz denilenleri getirdin dize,

Ne büyük acılar eğdin önünde.

Her zaman yaptın, yine yaparsın.

Bunlar ne ki, yeniden başlarsın…

Şimdi, son kez temizle dizlerini,

Al umutlarını yanına, çık yola.

Düşmeni isteyenlere inat ilerlemeye devam et,

Durma ve yorulma…

Biliyorum haddinden fazla ağır gelecek sana bu yük.

Ama sen de şunu bil;

Senin yüreğin hepsini taşımaya yetecek kadar büyük…

İş Ciddi

Mahallede 2 çocuk varmış. Ne olsa bunlardan biliniyormuş. Cam kırılır, bir şey kaybolur hemen bunlardan biliniyormuş.

Bir gün anneleri şikayetlere dayanamayıp ikisini de rahibe götürmüş. Rahip ilk önce büyüğü yanına alıp sormuş.

-Söyle bakalım Tanrı nerede?

Çocuktan tık yok. Bir kaç kere sonunda rahip sinirlenmiş;

-Tanrı nerede lan…

Çocuk kardeşini alıp kaçmaya başlamış. Kardeşi;

-Abi ne oluyor?

-Yürü oğlum bu sefer iş ciddi. Tanrı kaybolmuş bizden biliyorlar…

Benim Saflığım

O gün de gelmesin,

Devran da dönmesin.

Size karşı kinim bile yok artık.

Hepsi benim hatam.

Ben istedim,

Ben istemeseydim yakınımdan bile geçemezdiniz.

Aldım, kaldırdım, koydum başıma sizi,

Benim saflığım.

Kapılarımı kilitledim artık,

Anahtar olmayı bilen girer…

Asıl Mesele

Şimdi inanmayacaksın belki ama,

Bu şehri sevmemin tek sebebi,

Köşeyi döndüğümde seninle karşılaşma ihtimalimdir…

Hani derler ya,

Akvaryuma iki balık koyarsanız onlar zaten sevgili olur,

Asıl mesele okyanusta karşılaşabilmekte…

Zengin Fakir

Fakirin gayri meşru çocuğu olursa piç,

Zenginin olursa yasak aşkın meyvesi olur.

Fakir kız peşinde koşarsa sapık,

Zengin koşarsa playboy olur.

Fakir toplanırsa çete,

Zengin toplanırsa toplantı olur.

Fakir çalarsa hırsızlık,

Zengin çalarsa yolsuzluk olur.

Kavramların bile cepteki paraya göre değiştiği bir dünya’da adalet arıyoruz…